Blog Görüntüle

Atatürk'ün TBMM ile ilgili sözleri: Egemenliğin tek kişiye verilmesi mümkün değildir

Meclis, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla anayasa değişikliğine doğru ilk adımı attı. Yeni anayasa değişikliği kabul edildiği taktirte, 'kuvvetler ayrılığı ilkesi' sona erecek. Yasama, yürütme ve yargı yetkileri cumhurbaşkanında toplanacak. Türkiye Cumhuriyeti devleti tek adam iktidarına bırakılacak. Türkiye Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Meclis'in yetkileri ve ülkenin tek adam yönetimine bırakılmaması için önemli uyarılar yapmıştı. İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün çok çarpıcı o uyarıları:

"Şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır. bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün olmayacaktır. (1923)

“Millet ve memleket adına ve hesabına tek başvurulacak yer burasıdır; yani Yüksek Meclisinizdir. Bu yasal hakkı, bu milli hakkı, bu doğal hakkı hiçbir sebep ve bahane ile ve hiçbir düşünce ile, hiçbir kimseye ve hiçbir kurula terk edemeyiz.” (1921)

Demokrasinin tam anlamıyla ideali, milletin tümünün aynı zamanda idare eden durumda bulunabilmesini, hiç olmazsa devletin son iradesini yalnız milletin ifade etmesini ve göstermesini ister. Bundan dolayı demokrasi prensibinin en modern ve mantıki uygulanmasını sağlayan hükümet şekli Cumhuriyettir. Cumhuriyette son söz millet tarafından seçilmiş meclistedir. Millet adına her türlü kanunları o yapar. Hükümete güven oyu verir veya düşürür. Millet vekillerinden memnun olmazsa belirli zamanlar sonunda başkalarını seçerler. (1929)

“Memleketin alın yazısında biricik yetki ve kudret sahibi olan Büyük Millet Meclisi, bu memleketin düzeni için, iç ve dış güvenliği ve dokunulmazlığı için en büyük kefildir. Büyük milli dertler şimdiye kadar ancak Büyük Millet Meclisi’nde şifa buldu. Gelecekte de yalnız orada kesin önlemlerini bulabilecektir. Türk milletinin sevgi ve bağlılığı daima Büyük Millet Meclisi’ne yöneldi ve daima oraya yönelmiş olacaktır.” (1930)

Bu vesile ile şahsıma karşı bir çok iltifatta bulunmak nezaketini gösterdiler. Bu iltifatlar samimi ve kalpten olduğu için şüphesiz çok memnunum, duyguluyum ve teşekkür borçluyum. Yalnız sizden olan bir şahsa sizden fazla önem vermek, her şeyi milletin bir ferdinin kişiliğinde toplamak, geçmişe, bugüne ve geleceğe, bütün bu zamanlara ait bir toplumsal açıklanmasını ve ortaya çıkarılmasını böyle yüksek bir toplumun mütevazi bir şahsiyetinden beklemek elbette ki layık değildir, elbette ki lazım değildir. Memleket ve milletin hayat ve geleceğine olan sevgi ve hürmetimden dolayı huzurlarınızda bir gerçeği açıklamaya mecburum. Vatandaşlar, vatandaşınız olan herhangi bir şahsı istediğiniz gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi milli varlığınızı bütün sevgilerinize rağmen herhangi bir şahsa, herhangi bir sevdiğinize vermeye sebep olmamalıdır." (1924)

Medeniyetin geri olduğu cehalet devirlerinde, fikir ve vicdan özgürlüğü zorbalık ve baskı altındaydı. İnsanlık bundan çok zarar görmüştür. Özellikle din koruyuculuğu kılığına bürünenlerin, gerçeği düşünebilenler ile söyleyebilenler hakkında uygun gördükleri zulüm ve işkenceler insanlık tarihinde daima kirli facialar olarak kalacaktır. (1930)

Tumer 10.01.2017 0 372
Yorumlar
Sırala: 
Sayfa başı:
 
  • Henüz Bir Yorum Yok
Gönderi Bilgisi
Tumer
Türk; Öğün! Çalış! Güven!
10.01.2017 (257 gün önce)
Oylama
0 oylar
Eylemler
Paylaş
Kategoriler
Akımlar / Düşünceler (3 gönderiler)
Atatürk (4 gönderiler)
Bilim (1 gönderiler)
Felsefe / Mitoloji (1 gönderiler)
Onuyul (1 gönderiler)
Sağlık / Kişisel Bakım (1 gönderiler)
Tarih / Tarihsel Olaylar (2 gönderiler)
Türk Dünyası (1 gönderiler)
Yazarlar / Köşe Yazarları (1 gönderiler)